Wednesday, March 25, 2009

Denge

Denge denildiğinde aklıma her nedense ilk olarak burçlardan Terazi geliyor.Denge sorunu çekiyor olabiliriz ama dışarıya yasıtmayız,en azından bunu böyle düşünüp kendimi kandırmaktayım şimdi,denge...egned...egden...nedeg...gened...,bu gibi saçmalıklar üzerine dayanmak istemiyorum şimdi.Zaten tek bildiğim şey psikolojimin dengesiz rolü oynaması bu aralar.

Dışarıda yağmur yağıyor,yağmurun şırıltısı içimi rahatlatsa gerek kafam daha sakin şimdi.Dışarı atasım geliyor kendimi,yağmurda ıslanmak,dilini dışarı çıkarıp o berrak,saf suyu içmek istiyorsun,küçükken az mı yağmur suyu biriktirmek için pet şişeyi dışarıda tutmazdım.Eskiler eskiler zaten ne varsa eskilerde var,ilk resmim,ilk kopyam,ilk arkadaşım,şu anda adını bile bilmediğim onlarca ilk okul arkadaşlarım.

Bilmiyorum nedir bu yağmur'un çekiciliği,her yağışında kafamı havaya kaldırıp,yüzümü delercesine çarpışlarını hissetmek,o kokusu,evet..toprak kokusu,Gaia (Yunan Mitolojisinde kısaca Toprak Ana) 'nın kokusunu hatta.. nedense çok seviyorum,zaten sevmiyende yoktur ya.

Şu sıralar ruhum çok sıkkın nedenini bilmek çok istiyorum ama öğrenemiyorum,anca bulutlara saf saf bakarak geçirmeye başladım çoğu zamanımı,bulutlara şekil vermek,hayal gücün ile onlara karakteristik özellikler koymak,ah be,bunu sever oldum şu sıralar,defterlerime daha çok karalamalar,daha çok ne olduğu belirsiz şeyler çizmeye başladım,söyledim mi bilmiyorum ama Lego çizmeyi çok seviyorum.Küçüklükten kalma bir hobi olsa gerek,hayal gücü geliştiren harikulade oyuncaklar,seviyorum sizi.

Herşeyi de sevdiğimi söyliyip duruyorum,kendimi Teletubbie gibi hissettim bir anda ve nedense hayat bana şu sıralar çok acımasız gelmeye başladı,sandığım kadar mücadeleci değilim galiba hayat şartları için.Neyse çok konuştum daha çok terazimin dengesi bozulmasın.